İnziva ve Riyazet Nedir?

İnziva:

Köşeye çekilmek, insanlardan uzaklaşmak anlamına gelen inziva, uzlet ve halvet ile de mana bütünlüğü içerisindedir. Bu iki kelime, dünyadan el-etek çekme anlamındadır. Bu kavramlar, Zühd kapsamı içerisinde değerlendirilir. Zühd ise Allah’dan başka şeylere takınılan olumsuz tavır demektir. Bu anlamda inziva, Allah’dan alıkoyan herşeyden sıyrılmak için yapılan bir uzaklaşmadır. Yalnızlık içerisinde kalıp, Allah’a halisane bir şekilde kulluk etmek demektir.

Riyazet:

Nefsi terbiye maksadıyla az gıda ile yetinmek, uyku, yeme-içme, konuşmayı azaltmak gibi bedeni bir rejime girmek demektir. Tasavvuf alimleri nefsin terbiyesinin çok mühim olduğunu belirtmişler ve onu eğitip disipline etmenin metodları arasında riyazet prensiplerini geliştirmişlerdir. Esasen, Resulullah (sav)’in Zühdi yaşayış biçimi ele alındığında: “El-Fakr-u Fahri” buyurmaları, ümmetinin konfor, zenginlik içerisinde yaşamaya önem vermemelerini istediğini ortaya koyar. Zühd babında belirtilen bütün Hadis-i Şerifler bu düşüncenin kuvvet bulmasını pekiştirmiştir. Bunun içindir ki, Tasavvuf ehlinin zenginlik içerisinde bulunmaları halinde bile, fakir bir halde yaşamayı tercih etmeleri bundandır.

Nuri Köroğlu

Sultan Bahaddin Veled Hazretleri’nin Vaazı

Mevlana Celaleddin-i Rûmi Hazretlerinin babası olan Sultanü’l-Ulema, devrinin en büyük alimlerinden ve kibarı velilerindendir. Horasan dolaylarında bulunan halkın müşkillerini halletmesi için Bahaeddin Veled’e başvurduklarına ve ondan fetva istediklerine bakılırsa, kendisinin geniş bir dini kültüre sahip olduğu anlaşılır. Sürekli halka vaa’z-u nasihatler eder, onları irşad ederdi. Vaaz ve dersleri çevrede derin tesirler yapıyor, bu dersler talebeler tarafından not edilerek “Maarif “adı verilen üç ciltte toplanıyordu. Bu dersler pek heyecanlı oluyor, dinleyenleri coşturuyordu.

Sultanü’l-Ulema’nın Etkili Vaazlarından Bir Örnek

Hak Teala bir Kudsi Hadiste: “Ben Salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların duy¬madığı ve insan hayaline gelmeyen birtakım nimetleri hazırladım.” buyurur.
Bahaeddin Veled Hazretleri bir cuma günü Belh’de kapsamlı bir vaaz verir. Vaaz esnasında çok şevkli bir ortam hasıl olur. Verdiği mesajlar kalplere bir sır gibi yerleşir. Hadiste geçtiği üzere bu manayı izahla meşgulken: “Yüce Allah öbür dünyada iman sahiplerinin temiz amel ve güzel ahlakları karşılığında cennetler, köşkler ve huriler verecektir” deyince, mescidin bir köşesinde iki büklüm oturan beli bükülmüş, sırtı kamburlaşmış bir ihtiyar usulca ayağa kalkarak:

“Ey! müslümanların imamı! Bu cennetteki köşkler ve huriler iyi de; O güzeller güzeli yüce Allah’ın ( c.c ) cemali kemalini görmeye ne zaman sıra gelecek?” diye sordu. Bunun üzerine şöyle konuştu Sultanü’l-Ulema:

“Azizim bu huriler ve köşkler sembolü aklı kıt, idraki kısa insanlar içindir. Yoksa asıl mesele tabi ki dostun cemalini görmektir. O güzeller güzeli yüce Allah’ın cemalinin türlü türlü adları vardır. Hak erleri her yaratıkta yaradanı müşahede ve her zerrede hakikatler güneşini mütalaa ederler” buyurmuştur.

Araştırmacı-Yazar

Nuri Köroğlu

Nuri Köroğlu | Allah’ın muhabbetini arzu etmek..

Nuri Köroğlu | Allah’ın muhabbetini arzu etmek..

Hz.Muhammed Mustafa’ya Tabii Olmak

Peygamber Efendimizin döneminde de söylüyordu yahudiler , dediler ki efendimize Medine’yi Münevvere’de ya Muhammed (asm) biz saten Allah’ı
seviyoruz Allah’ta bizi seviyor , sen ne oluyorsun ki biz sana tabi olacağız dediler.

Bunun üzerine Allahu Zülcelal Hz.leri tekrar ikaz etti. Efendimizin şahsında 1400 küsür sene sonra kullarına hitap ediyor.

Onlara deki Muhammed’im eğer Allah’ın muhabbetini arzu ediyorsanız , bana tabii olun ki Allah’ta sizi sevsiz diyor.

Demek ki Muhabbetullah’a vasıl olmak , Hz. Muhammed Mustafa’nın yolunda gitmek ile mümkündür.

Onu sevmek ile mümkündür.Ona tabi olmakla mümkündür.
Onun karşısında irade koymamakla mümkündür.

Araştırmacı-Yazar

Nuri Köroğlu

Nuri Köroğlu | En Büyük Düşmanınız İki Çatınızın Arasındaki Nefistir!

Nuri Köroğlu | En Büyük Düşmanınız İki Çatınızın Arasındaki Nefistir!

Geçen bir psikiyatrist yani bir profesör diyor ki kaba tabirle söyleyeyim, hani ruh hastalıklarıyla uğraşan doktorlardan bahsediyorum. O profesör, “İnsanın içerisinde bir canavar var. O canavarı eğitmedikten, tedavi etmedikten sonra insanın eğitimle falan düzelmesi mümkün değildir.” diyor.

Hazreti Peygamber aleyhisselatü vesselam on dört asır önce sesleniyor, “Ey ashabım! En büyük düşmanınız iki çatınızın arasındaki nefsinizdir.” diyor. Aşk Eri Mevlana’mız, “Aklını başına topla da bir maneviyat erbabının eteğinden sıkıca yapış. İçindeki nefis denen ejderhanın boğazından sımsıkı yapış ki yarın kuvvet bulduğu zaman seni alt etmesin. Ya değilse doksan dokuz başlı ejderha seni kabirde sarıverir. İşte onun adına nefis derler” diyor.”

En ufak bir beyaz eşya dahi alsak evimize ilk önce kullanma kılavuzunu açıyoruz bu nasıl çalışır, bu nedir ne değildir diye… Ancak insan denen hazreti insan denen bu varlığın nasıl bir varlık olduğunu hiçbir zaman anlamaya çalışmayız. Çocuğumuzun yemesini, içmesini, giymesini, düşünürüz de manevi olarak nasıl yetiştirilmesi gerektiğini bilemeyiz.

Araştırmacı-Yazar

Nuri Köroğlu

Nuri Köroğlu | En Büyük Düşmanınız İki Çatınızın Arasındaki Nefistir!

Nuri Köroğlu I Hz. Mevlana ve Papazın Karşılaşması

Nuri Köroğlu Resimler